toplum
Kapımızın iki karış ötesinde kim yaşıyor? Komşuluğun kaybı üzerine
Kapımızın iki karış ötesinde kim yaşıyor bilmiyoruz. Komşuluk, bir nezaket kuralı değil; dağılan bir toplumun ilk kaybettiği şey.
toplum
Kapımızın iki karış ötesinde kim yaşıyor bilmiyoruz. Komşuluk, bir nezaket kuralı değil; dağılan bir toplumun ilk kaybettiği şey.
toplum
Mahalle bir adres değil, bir kurumdu. Yardımlaşmayı, terbiyeyi, yaşlı bakımını o taşıyordu. Dağıldığında bu işleri kimse devralmadı.
toplum
Her sabah bize hazır bir öfke listesi sunuluyor. Onu kimin hazırladığını sormadan, gün boyu taşıdığımız yükün kime ait olduğunu bilemeyiz.
toplum
Vermek kolay; incitmeden vermek zor. Yardımın asıl imtihanı miktarda değil, alanın yüzünü koruyabilmekte.
toplum
Bir zamanlar sözle bağlanılırdı. Şimdi sözleşmeyle bile bağlanamıyoruz. Kelimelerin değer kaybı, güvenin de değer kaybı.
toplum
Yalnızlığı kişisel bir eksiklik sanıyoruz. Oysa şehirlerimiz, evlerimiz ve iş düzenimiz, insanları birbirine değdirmeyecek biçimde tasarlandı.
toplum
Ölüm bir zamanlar mahallenin ortasındaydı. Şimdi hastanede oluyor, morgdan çıkıyor, şehir dışına gömülüyor. Kaybettiğimiz şey bir âdet değil, bir dayanışma mekanizması.
toplum
Misafirlik bir nezaket âdeti değil, toplumun kendini onaran mekanizmalarından biriydi. Kayboluşu, standartların yükselmesiyle başladı.
toplum
Bir toplumda insanlar hakkını arayamayacağına inanmaya başladığında, kaybedilen şey sadece davalar değil; birlikte yaşama zemininin kendisi.
toplum
Çocuk oyunu bir eğlence değildi; müzakere, kural koyma, kavga ve barışma okuluydu. O okul kapandı ve yerine bir şey açılmadı.