tefekkür
Ölümü hastanelere ve şehir dışına ittik: onu hatırlamak neden karamsarlık değil?
Ölümü hayatın dışına ittik; hastanelere, mezarlıklara, şehrin kenarına. Onu hatırlamak karamsarlık değil — günü keskinleştiren tek şey.
tefekkür
Ölümü hayatın dışına ittik; hastanelere, mezarlıklara, şehrin kenarına. Onu hatırlamak karamsarlık değil — günü keskinleştiren tek şey.
tefekkür
Vakti doldurmakla değerlendirmek aynı şey değil. Asıl mesele zamanın miktarı değil, bereketi.
tefekkür
Hiç bu kadar çok şeye bakmamıştık ve hiç bu kadar az şey görmemiştik. Tefekkür, bakışı yeniden derinleştirme çabası.
tefekkür
Aynı hayat, iki farklı bakışla iki ayrı hayat oluyor. Şükür bir nezaket değil; nimeti görünür kılan bir gözlük.
tefekkür
Seçtiğimi sandığım şeylerin ne kadarı gerçekten benim seçimimdi? Bu soru, cevabından çok yaşama biçimini değiştiriyor.
tefekkür
Sabrı bir erdem sanıyoruz. Oysa meyvenin olgunlaşmasından çocuğun büyümesine kadar her şey, sabrın bir kural değil bir kanun olduğunu söylüyor.
tefekkür
Bilgi çoğaldıkça hikmetin arttığını sanıyorduk. Olmadı. Çünkü hikmet, bilginin daha fazlası değil; bilginin hayata dokunduğu yerde beliren başka bir şey.
tefekkür
Sükût, söyleyecek bir şeyin olmaması değil; söyleyebileceğin hâlde söylememeyi seçmek. Ve o seçim, konuşmaktan çok daha zor.
tefekkür
Kâinatta bir denge var ve o denge bize emanet edilmiş. Bugün yaşadığımız pek çok kriz, o dengeyi fark etmemekten değil; fark edip önemsememekten doğuyor.
tefekkür
Anlam sorusu, rahat zamanlarda susuyor. Ama bir gün mutlaka geliyor ve cevabı olmayan insan, o gün ayakta duracak bir şey bulamıyor.